Depresyon ve belirtileri

Temmuz 27, 2009

Depresyon nedir?, Depresyon belirtileri nelerdir?
Bireyler yaşamları boyunca çok çeşitli duygu durumlarını yaşarlar. Bu duygu durumları kişiye coşku, heyecan, sevinç yaşatabileceği gibi sıkıntı, isteksizlik gibi durumları da yaşatabilir.
Depresyon zihinsel görevlerin, sosyal ilişkilerin, iç güdülerin tamamen veya kısmen bozulması yada yavaşlamasına yol açan bir davranış hali veya hastalıktır.
Depresyon Belirtileri
Cinsel istekte azalma, otoaküzasyon dediğimiz bireyin kendi kendini suçlama durumu, konsantrasyon bozukluğu, sinirlerin gergin olması, uykunun azalması veya uyku düzensizliği
Depresif ruh durumu olarak tanımlanabilen karamsarlık, kişinin kendini değersiz hissetmesi ve keder halidir.
Ergenlik dönemi depresyonu
Kişinin gençlik döneminde depresyona girmesine yol açan en önemli neden gelecek kaygısı taşımasından kaynaklanır. Zamanla çocukluktan somut düşüncelerin hakim olmasıyla birlikte eleştiri, doyumsuzluk yada toplum baskısının getirdiği sorumluluk gibi durumlar kişinin ergenlik döneminde depresyon’a girmesini tetikler.
Aynı zamanda kişinin kendini yetişkin ve olgun birey olarak kabul ettirmeye çalışmasının da yansımaları vardır.
Gençlerin bu dönemde depresyon sayılabilecek sıkıntılı ve durgun hallerini ortadan kaldırabilmek için patolojik bir takım yollara başvurmaktadırlar. Bunlardan en sık başvurulan yollar madde alışkanlığı ve cinsellikle ilgili davranışlardır.


Uyuşturucu madde bağımlılığı

Temmuz 27, 2009

Madde dediğimizde zaten bağımlılık yapıcı şeyleri kastediyoruz, bunların ortak özelliği keyif verici olmasıdır. Daha az zararlı olan diye bir şey yoktur. Hepsi zincirleme birbiriyle ilişkilidir.

Madde kullanıcısının asıl hedefi kendisini farklı hissetmek argo tabiriyle kafa yapmaktır, bunu neyle yaptığı ikinci derecede önemlidir birçok kişi ben şunu kullandım etki yapmadı bunu kullandım etki yaptı şeklinde tercih bildirebiliyorlar, bu onların bünyesiyle ilgili bir durum.
İşte bu hoşlarına giden şey onların büyük kayıplarına yol açıyor. İnsanın canı bir şeyden hoşlanırsa onu tekrar tekrar yapma istek ve ihtiyacı duyar, bir takım zararlara rağmen bunu yapıyorsak kontrolümüzden çıkmış ve bağımlılık hastalığına dönmüştür.
Temel hedef kafa yapmak farklı hissetmek olunca maddelerin birinden diğerine kolaylıkla geçişler olur. En kötüsü ve tehlikelisi de çoğul madde bağımlılığı dediğimiz durumdur. Burada kişinin genellikle tercih maddesi yoktur ne bulursa kullanır. Ama ben hiç birine bağımlı değilim diye savunur ama neredeyse boş kaldığı günü yoktur.
Doğal olan her şey yararlıdır gibi anlayış doğru değildir, birçok zararlı öldürücü mantarlar vardır. Alkolde doğaldır, esrarda doğaldır ancak beyne fiziki ve beynin işleyişi ve psikolojisi açısından zarar verebilen maddelerdir. En önemli zararı da kendisini kullanma isteğini uyandırması ve kişin bu istek yüzünden bir takım olumsuzlukları göze alır hale gelmesidir.

Anoreksiya
Anoreksiya’da kişi olağan kilosunun altında olmasına rağmen hala kendisinin şişman olduğuna dair bir algıya sahiptir.
Bu nedenle sürekli olarak kişi rejim yapmakta, yemek yememekte ve fazla yemek yediğini düşünürse kusmakta ve kendisine sorulduğunda kilolu olduğunu söylemektedir.. Biz bu yemek yeme bozukluğuna daha doğrusu beden algısı çarpıklığına anoreksiya diyoruz.

Vücut kitle endeksi hesaplamasından kişinin anoreksiya başlangıcı olup olmadığı anlaşılabilir. Bu denge %15lik bir farkta oluşmaktadır. Örneğin kişinin olması gereken en alt kilo sınırı 100 kilogram ve kişi 85 kiloya düşmüşse anoreksia var demektir.
Anoreksia’da yüzde 3 ila 18 arasında ölüm gerçekleşebiliyor. Dolayısıyla kişinin yüzde 80 tedavi şansı vardır. Bunun yüzde 30’u yineleyici ve geri dönücü diyebiliriz. Yüzde 40 tam iyileşme rapor edilmiştir.
Bizi asıl düşündüren şey anoreksiya ne kadar üzün sürdü ve vücudun hangi sistemine daha çok zarar verdi. Vücudun bir sistemi tek başına zarar görmüyor vücud bir bütün olduğu için bir yer zarar görünce her yer etkileniyor. Örneğin endişeye ve yemek yememeye bağlı mide rahatsızlıkları ortaya çıktıysa bunun anoreksia tedavisinden sonra yan bir tedavi olarak alınması zorunludur.


Kumar bağımlılığı ve tedavisi

Temmuz 27, 2009

Kumar bağımlılığının en önemli nedenlerinden biri yaşamsal olarak zorlanmadan kaynaklanmaktadır. Yani daha az çalışıp, daha az emek harcayıp daha fazla paraya erişmek fikri ve daha yüksek bir yaşam seviyesi amacının yarattığı dürtü, tetikleme kişiyi bu oyunlara yönelten bir durumdur.
İnsanların hayatında zorluklar olabilir, yada kişi hayatını daha garanti altına almak isteyebilir, bunun dışında risk almayı seven kişiler de olabilir, bu kişiler evlerinin anahtarını da masaya koyabilir.
Aslında bağımlılık nasıl tedavi edilir sorusuna cevap vermek daha mantıklı, çünkü bağımlılığın tedavisini bilirseniz kumara yönelik bir takım spesifik özel müdahalelerde yapmanız mümkün olabilir.
Kumar bağımlılığı ile ilgili olarak, kişinin önce farkındalık kazanması gerekiyor. Bu kişiler hayatlarının zor durumda olduğunu veya hayatlarını riske attıklarının farkında değildir.
İlk amaç diğer çalışmalarda olduğu gibi farkındalık yaratmaktır. Farkındalığı yarattıktan sonra ki bu tek başına davranış değişimi meydana getirmez, kişinin bu alanda değişim yaratması için kendisini motive etmek ve motivasyonunu yüksek tutmak ve karar almasını sağlamak, örneğin bu kararlar nedir, hayatında aldığı risk faktörleri yerine sağlıklı diğer davranış biçimlerini koymakla ilgili karar almasını sağlamak ve bunu sürdürebilmesi için destek olmaya devam etmektir.
Burada önemli olan hayatını yeniden yapılandırabilmesidir. Aynı mekanda bulunayım, kumar oynadığım arkadaşlarla tekrar buluşayım ama kumar oynamayacağım tarzı yaklaşımlar gerçekçi değildir.


Hareket hastalığı ve araba tutması nedir?

Temmuz 27, 2009

Vücudun dengede kalması için 3 sistem ve 1 merkez görev yapar. Bu sistemlerin en önemlisi iç kulakta bulunan denge sistemi dediğimiz labirenttir. Bu labirent 3 düzlemdeki yarım daire kanallarından oluşur.
Diğer sistem gözlerimiz ve kaslarımızda ve eklemlerimizdeki reseptörlerdir.
Bu 3 sistemden gelen bilgiler beyin tarafından değerlendirilir. Ve biz yerimizi biliriz. Bu üç sistem arasında uyum olmadığında beyin bilgileri değerlendiremez baş dönmesi hissederiz. Araba tutması da bu algısal çelişkiden doğmaktadır.
Hareket hastalığı genellikle hareketli taşıtlara binildiğinde ki bunlar uçaklar, kara taşıtları ve en sıkta deniz taşıtlarında meydana gelmektedir. Bunun dışında hareket hastalığını tetikleyen faktörler olarak gebeliği, alkol alımını, aşırı korku, heyecan, bazı ağır kokular özellikle benzin ve mazot gibi ve ağır yemek kokuları da hareket hastalığını tetiklemektedir.
Yapılan bazı çalışmalar migren hastalarında da araç tutmasının daha fazla olduğunu göstermektedir. Genetik olarak yapılan çalışmalarda genetik olarak bir sebep tespit edilememiştir. Çünkü zaten bu hastalığın nedeni de belli değildir dolayısıyla denge sistemindeki problemden kaynaklanmaktadır. Genetikle ilgili çalışmalar henüz sona ulaşmamıştır.
Hareket Hastalığı Tedavisi
Bu hastalığın oluşmasını azaltan ilaçlar kullanılmaktadır. Bunlar içerisinde en sık kullanılanı antikolinerjiklerdir. Bu hem hap olarak ağızdan hemde dermal bantlar olarak kulak arkasına yapıştırılarak da kullanılır. Bunlar kısa etkili ilaçlardır. Seyahatten yarım saat önce alınması gerekmektedir.
Uzun süreli yolculuğa çıkılacağı zaman antihistaminiklerin kullanılmasında fayda vardır.. Segatif etki yaratan antihistaminiklerin yolculuklardan bir saat önce uzun etkili olması açısından öneriyoruz.
Sadece bulantıya yönelik antihinamikler vardır. Bunlarda sadece bulantı hissini bastıran ilaçlardır. Bunun dışında seyahatlerden önce sakinleştirici ilaçlarda hareket hastalığını önlemede nispeten faydalı olduğu görülmüştür. Bunların kullanılmasında bir sakınca yoktur.


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.